21 Mart 2012 Çarşamba

Bir Düğün Hikayesi...

Haftasonu üniversiteden arkadaşımın düğünü için İzmir'deydim. Bu düğün aracılığıyla ilk defa sizlerle ne giydiğimi paylaşmak istedim. Blogumu oluştururken aklımda bu tarz yazılar yazmak yoktu ama o kadar eğlenceli ve güzel bir düğün oldu ki onu bir şekilde paylaşmaya karar verdim... Güzeller güzeli arkadaşım gelinlikle tam bir prensese dönüşmüştü asıl amacım onu ve gelinliğini de sizlerle paylaşmak aslında... Malum düğün sezonu açıldı ve belki gelinlikle ilgili fikirler ihtiyacınız vardır::)) Hazırlık aşamalarında yanında olamadığım için gelinliğin nereden olduğunu bilmiyorum ama isterseniz bir telefonla sizin için öğrenebilirim. Düğün Tepekule'de idi ve kesinlikle düğün yapmayı planlayanlar için tereddütsüz tavsiye edeceğim bir mekan... Yemekler muhteşemdi ve tabi ki Körfez manzarası da cabası::)) Hiç oturmadığım ve gerçekten herkesin eğlendiği çok güzel bir düğündü devamı 31 Mart'ta olacak onun detaylarını da paylaşıyor olacağım...

Canım arkadaşlarım Sevgi&Eren'e mutluluklarr diliyorum...


Elbise: BSB
Ayakkabı: Beymen
Küpe: Özel Tasarım


Not: Saçlarım maşa sonrası sihirli elleriyle Alsancak Highlights'tan Kayhan'ın eseri::)))
Kendim yapmış gibi doğal ve tam benlik...





Vee Kameralara son gülümsemelerr.:)))



20 Mart 2012 Salı

İkonik parça - Mini Etek

1960'lardaki tüm politik ve kültürel değişimlerin tam ortasında, dönemin en kalıcı ve tartışmalı ikonu mini etek gün ışığına çıktı. 1962 yılında terzilik yapan Mary Quant almış olduğu eteğe bir makas darbesi vurduğunda aslında modada nasıl bir çığır açtığının farkında mıydı bilinmez ama bu küçük ve seksi kumaş parçası, tüm zamanların en büyüleyici paradokslarından bazılarını temsil ediyordu; güç ve savunmasızlık, bağımsızlık ve memnun etme isteği, üstünü örtme ve ortaya koyma, olgunluk ve oyunculuk, özgürlük ve sömürü. Bir makas darbesiyle hayat bulan moda ikonu mini etek 50.yılında hala vazgeçilmezler arasında... Onu tanımlamak oldukça zor aslında 60'lı yıllarda ortaya çıkan mini etek diz hizasından 10 cm yukarıdaydı. Günümüze kadar birçok tasarımcı tarafından değişik şekillerde yorumlandı. Kadınların gözdesi olan bu ikon, erkekler için aynı zamanda hem sevilen hem de istenmeyen parçaların başında geldi yıllardır.
Mary Quant'a tesekkur etmeden geçemeyeceğim benim de vazgeçilmezlerim arasında olan mini etek her daim özgür, enerjik, genç, devrimsel ve geleneklere aykırı... Onu ister günlük hayatınıza enerji ve eğlence katmak için isterseniz de duruşunuzu güçlendirmek için kullanın farketmez ona her durumda güvenebilirsiniz tabi bir de bacaklarınıza güveniyor olmanız lazım... Yazın giyeceğiniz mini eteklerden önce benim gibi yeni blogger olan arkadaşım  "En Sevdiğim: Aynadaki Kendim"'in bacaklarla ilgili yazısını incelemenizi tavsiye ederim...

http://www.nzlgrck.blogspot.com/2012/03/yaz-geliyor.html

Mini etekle birlikte nice yıllara ;))















14 Mart 2012 Çarşamba

Mucizevi Serumlar...

Aslına bakarsanız advertorial yazılar yazmayı pek sevmiyorum ancak kullandığım bir üründen duyduğum memnuniyeti sizlerle paylaşmadan geçemeyeceğim. 30'lu yaşlarının başında biri olarak 6 aydır Estee Lauder'in Advanced Night Repair serumunu kullanıyorum. Dünyada en çok satılan ve birçok araştırma sonucu etkisi kanıtlanmış olan bu serum doğal içeriği ile çok erken yaşlardan itibaren kullanılabiliyor. Gece cildinizi temizledikten sonra uyguladığınızda sabaha kadar cildinizin gün boyu maruz kaldığı kötü etkileri engellemek için çalışıyor. Gerçekten de işinde çok başarılı olduğunu söylemem lazım... Cilt DNA'sının onarılmasını ve cildinizin daha pürüzsüz olmasını sağlarken cilt tonu düzeltmeye de yardımcı oluyor. 



Tekin acar mağazasındaki Estee Lauder uzmanının tavsiyesi ile aynı serumun 21 günlük konsantresini de denedim ve tüm vaatlerini yerine getirdiğine gördüm. Cildim 21 günlük kürün ardından daha pürüzsüz, yumuşak ve ince çizgiler atık daha az belirgin. Sonuçlarından memnun kalıp devam etmemelisiniz çünkü 21 günlük kürler arasında en az 6 ay olması gerekiyor. Tabi kürün sonrasında normal serumu kullanmaya devam...




7 Mart 2012 Çarşamba

Degrade Saçlar...

Bahar ve yaz ayları yaklaştıkça benim saçlarımla ilgili yapmak istediklerim gitgide artıyor. Ancak son yaşadığım kuaför kazasından sonra zar zor uzattığım saçlarımı kestirmeye kıyamıyorum. 6 sene sonrasında nihayet uzun denebilecek boyuta geldiler ve kararlıyım en az bir sene bu şekilde kullanmaya devam edeceğim. Ama bu renginde bir değişiklik olmayacağı anlamına gelmiyor. Marjinal renk değişiklikleri pek bana göre değil aslına bakarsanız ama 2012 yaz saç renk trendleri insanı yoldan çıkaracak cinsten... Bütün bir renk değişimine kalkışır mıyım bilmem ama daha 2011 yılından beri kullandığım ve çok sevdiğim Ombre trendini sizlerle paylaşmak istedim....
Bazılarınızın nedir şimdi bu Ombre dediğini duyar gibiyim... Ombre aslında fransızca bir kelime ve "degrade gibi gölgeli" anlamına geliyor. Bu renkte saç dipleri kendi renginde kalırken isteğinize göre uçlara doğru yapılan balyajlarla degrade bir görünüm sağlanıyor. Renk seçiminize göre saçlarınız güneşte kendiliğinden açılmış hissi yaratıyor. Yaklaşık bir yıldır saçlarımı bu şekilde kullanıyorum ve eğer sizde benim gibi kalıp gibi duran gölgelerden hoşlanmıyorsanız kesinlikle denemelisiniz... Yoğunluğu ve rengi tamamen size kalmış ama bu yöntemi bilen bir kuaför olmasına dikkatt::)) Çünkü yapılırken krepe yöntemi kullanılması gerekiyor... 
İddalısından doğalına örnekler belki işinize yarayabilir...









3 Mart 2012 Cumartesi

Miu Miu'nın Sanat Eseri Yaz Çantaları...

Çantaları ile moda dünyasında önemli bir yere sahip olan Miu Miu bu sene bir adım öteye geçerek 4 uluslararası moda haftasını kutlamak için vintage esintili 46 parçalık sınırlı sayıda bir koleksiyon hazırladı. Krokodil, brokar, dantel, kadife, keten ve saten gibi lüks materyallerle hazırlanan el çantaları çok kapsamlı ve çok albenili trendler ve renkler sunuyor. Bana göre koleksiyon çok esintili... Şekil itibariyle 60'lı yıllar esintisinde olan çantaların bazıları renk ve deri aplik desenleri ile western etkisine kapılmış gibi... Desenli modellerin de görünüşünüzü uçurması garanti gibi... Canlı renklerin yanı sıra sezonun favorisi pastel tonlar da koleksiyon da yerini almış... Bana göre bu koleksiyon modanın da aslında bir sanat dalı olduğunu kanıtlar gibi...












1 Mart 2012 Perşembe

Sabah İyi Görünmenin İpuçları...



Amerikan filmlerini seyrederken sabah yataktan dağınık ama tüm güzelliğiyle kalkan hollywood yıldızlarının sırrını çözmeye çalışıyorum... Hiç makyajsız pürüzsüz ciltleri, aydınlık ve torbasız göz altları ve dağınık ama nerede durması gerektiğini bilen saçları ile her zaman muhteşem görünüyorlar... Şaka bir yana filmlerdeki görüntünün gerçek olmadığını hepimiz biliyoruz tabi ama sabah iyi uyanmanın ve görünmenin yolları nelerdir dedim ve oturdum bilgisayarımın başına... Kendi uyguladığım yöntemlerle bulduğum yeni yöntem ve ürünleri bir araya getirdim ve sabahları hollywood yıldızları gibi ışıldamanın sırrını çözdüm galiba::))

1-) Akşam Yediklerinize Dikkat!!!


Hepimizin bildiği bir gerçek var ki o da dış güzelliğimizin sağlıklı yaşamla yakından ilgili olduğu... Sağlıklı beslenmek de bunların en başında geliyor. Sabahları şiş yüz, karın ve gözlerle uyanmamak için yatmadan 2 saat önce mutfağın kapısına kilit vurmanız gerekiyor. Bu 2 saat öncesinde de tuzlu yiyeceklerden uzak durmalısınız. Uykuda vücudunuzu toksinlerden arındırmak için greyfurt ve taze zencefili denemelisiniz. Greyfurt'un nemlendirici, zencefilin de sakinleştirici özellikleri cildinizin tüm gün boyunca uğradığı kötü etkilerden arınmasına yardımcı olacaktır...
P.S. Bu maddeyi uygulamakta zorlandığım için kendi deneyimlerimi paylaşamıyorum...


2-) Su Şişeniz En Yakın Arkadaşınız Olsun!!!


Hem cildimiz hem de iç organlarımız için günde en az 1.5 litre su içmemiz gerekiyor. Akşamları özellikle şekerli meyve suları ve alkolden uzak durmak gerekiyor. Şeker ve alkol damarların genişlemesine neden olarak vücudunuzda ve yüzünüzde şişlik yapabilir. Uzmanların tavsiyesine göre içtiğiniz her bir bardak alkollü veya şekerli içecekten sonra iki bardak su içmeniz olumsuz etkileri azaltmak da yardımcı oluyor.
P.S. Bu konuda çok çalışkanım diyebilirim aslında;) Günde 2 litre su içiyorum ve alkol aldığım zamanlarda bu miktarı arttırıyorum ve yatağa gitmeden önce mutlaka büyük bir bardak su içiyorum. Kesinlikle atlamamanız gereken bir madde...


3-) Kendi Sauna'nızı Yapın!!!


Uyumadan önce duşa girdiyseniz çıkmadan önce kendinize bir on dakika ayırın ve kapıyı kapatıp sıcak suyu açın. Sonra cildinizin havadaki nemi içine çekmesi için ona biraz zaman tanıyın. Unutmayın cildiniz sağlığı için neme ihtiyaç duyar. Sonrasında nemi içeride tutacak bir losyonu da uyguladınız mı tamamdır::)) Sauna esnasında sevdiğiniz bir şarkıyı da dinlerseniz cildiniz kadar ruhunuzu da dinlendirmiş olursunuz...
P.S. Her vakit bulduğumda bu yöntemi uyguluyorum ve sonuçlarından çok memnun kalacağınızı garanti edebilirim. Sonrasında losyonu atlamamak şartıyla...


4-) Makyaj Uyku İçin Değil!!!


Cildimize yaptığımız en büyük haksızlıkların başında geliyor makyajla uyumak... Hepimizin zaman zaman tembellik yapmaya hakkı var tabi ki ama sabahları akmış gözlerle aynaya bakmamak ve cildimize daha iyi bakmak için yatmadan önce aynanın karşısına geçelim ve cildimize uygun temizleme ürünleri ile cildimizin nefes almasına izin verelim...
P.S. Cilt bakım uzmanımın söylenmeleri sonucunda sonunda tembelliğimden vazgeçtim ve cildimi temizlemeden uyumuyorumm ve farkı çok açık bir şekilde görebiliyorum...


5-) Yeşil Çay'a Hakkettiği Değeri Verin!!!


Araştırmalar gün içerisinde içilen 2 fincan yeşil çayın damarları açmaya yardımcı olarak dolaşımı hızlandırdığını gösteriyor. Ayrıca çok güçlü bir antioksidan olan yeşil çay toksinlerin atılmasında da en büyük yardımcınız olabilir. Etken maddeleri sayesinde cildinizi güneş ışınlarından içten koruyan kalkan görevini de seve seve üstleniyor...
P.S. Her gün olmasa da çoğunlukla yeşil çay içiyorum, etkilerini gözle göremesem de içeride bir yerlerde çalıştığını biliyorum ;)


6-) Yardımcı Ekipmanlar!!!




Uyandığınızda iyi hissetmenin ve görünmenin olmazsa olmazlarından biri de iyi uyuyabilmek. Kaliteli uyku için yatağınızın ve yastığınızın  size göre ve rahat uykuya yönelik olması gerekiyor. Bunların yanı sıra yatak odanızın havalandırması ve ışıklandırması da önemli rol oynuyor. Evinizde genel bir havalandırma sistemi yok ise düşük maliyetlerle alacağınız bir nemlendirme makinesi işinizi görecektir. Ayrıca nasıl uyandığınızda önemli rol oynuyor. Bangır bangır bağıran bir çalar saat yerine odanızı güneşin doğuşu gibi yavaş yavaş aydınlatan bir saatle uyanmaya ne dersiniz... Philips'in tasarladığı saat kurduğunuz saate göre yarım saat öncesinden yavaş yavaş odanızı aydınlatmaya başlıyor. Böylece yataktan zıplamak yerine daha pozitif ve enerjik uyanabiliyorsunuz...
P.S. Ne ile olursa olsun sabahları erken uyanmaktan nefret ediyorummm... ama Philips'in güneş saati denemeye değer...



Romantik Komedi tadında sabahlar geçirmeniz dileğiyle::)))